Eylül’ün teninde büyüttüm seni. Sessiz bir sonbahar rüzgârı, bizim kapının önüne bırakmış çaresizliğimi. Bakışlarına rüzgârın nefesi değmiş, masum bir sevda çöreklenmiş nefesinin doğduğu gizemli sabahlara... Şimdi iki kişilik bir yalnızlığa kaçıyoruz kalabalıklardan. Yalın ayak düşlerimize gidiyoruz. Saniyelerimize kaç dokunuş düşecek, kimbilir. Kaldırımlara gülümsememiz damlayacak, yürüdüğümüz her yol ‘gittik’ diye ağlayacak...Kırmızı ışıkta bekler gibi beklerim gülüşünü, sesini gökyüzüne sarılmış bir melek mırıltısı gibi kendi gökyüzümde, kalbimin en parsellenmemiş kır bahçelerinde bekliyorum.
Ne olur sana özlem biriktirdiğimde içimdeki sesinle; bana mavi mavi gül ve “seni seviyorum” de!...
Yıldızından sevgilerle...
---------yıldızlar mavi ağlar romanından---------
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder