Çocukken gelecek o kadar parlak, komşularımız da o kadar canlıydı ki. Biz aşağı mahallede oynarken arkadaşlarımızı sadece yaralardık, öldürmezdik. Yukarı mahallede hayat var mı yok mu sadece duyardık. Herşeyin daha iyi olmasını isterdik ama bazıları sokak lambalarını sapanla kırardı karanlıkta kalalım diye. Sonra iki aracın zor sığdığı yolumuzdan siyah plakalı arabalar geçtiğini farkettik bize el sallayarak, birkaç ay veya yıl sonra farklı görünüşte insanlar. Her çocuğun bir hayali vardı büyüyünce olmak istediği. Kimimiz yaz kurslarına gitti tatilde, kimimiz çıraklığa. O ağır diferansiyellerin civatalarını gevşettik. Kızlarımız evlendi 17sine gelince. Erkeklerden bazıları askere gitti, bazıları üniversiteye. Bazılarımız bunların hiç birini göremedi daha varlığını sorgulayamadan. Evlendik , okul bitip askerliği yapınca ya da iş bulunca.Yıllar geçti hala çocuklar aynı. Hala aynı kara adamlar, hala çocukların hayali var. Parçalanacak, yarıda kalacak yaşamlar hayallerle ve yine umutlarla dolu. 21. yüzyıldayız ama hala kara büyü devam ediyor. Bu bir aşk değil bir kara büyü. Uydurduğumuz yapma ritüeller ve onlara bağlı insanlar. Ne değişecek kara büyü olmazsa. Biraz daha az parçalanmış hayatlar, biraz daha fazla mutlu çocuklar yok olmadan önce.
Yıllar değiştirmedi hiç bir şeyi. Hala sokak lambalarını kıran yaramaz çocuklar yönetiyor bizleri.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder