
“gel beni bul” dercesine izler bıraktım
tek gözlü iri bir korsanın tenine
yarasaları öpünce dudağımda kaldı irin
sandılar ki karanlıklarını çaldım
oysa dudağımda kaldı irin
yılanın beline saplanan dirgenin tarihiydi acım
mağara duvarında
koynumdaki resmin yasını tuttum
ben mesul değildim
atına cevşen yapan nalcıdan
akrepleri öldürürken çıkardığım çıt sesine bastım çünkü yalınayak
ay vardı kocaman gökte dut kurusu
parçalanmış bir camın bantla yapıştırılmış haliydi
ay vardı kocaman gökte dut kurusu
geçtim ben
bal mumundan bir gemiyle yanardağın üzerinden
ateş tabuttu tufandı yüzüm saklandı
oda içinde odaya
istesem pabuçlarımla boşaltabilirdim
gemime sızan suları
yılanı öldürebilirdim bağışladım canını
parçalanmış bir kavanozun bantla yapıştırılmış haliydi
çünkü
yakınımdaydı sığda yüzen cinim
uzun süren gecenin sonunda soyunduk
ikimiz de güzel bir masalın sonuyduk
ne zümrüdüanka ne huma kuşu
gelip konacaktı tenimize
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder