meydanın sevinci kuytuya sızarsa
Hölderlin’e cinnet Kleist’a intihar
karanlığı koyulaştıran köz: söz.. neden?
neden artık şiir konuşmuyor tanrılar?
Delphoi’den Mersin’e dolanır yanıt:
Sadık Hidayet’in kör baykuşu Van Gogh’un kulağı
neresinden dönülse zarar, neye uzanılsa
kol kısa – yarı yoldan ziyade cehenneme
yakın, yarı yoldan ziyade cinnet
bir sözcük yerinden sökülünce, aşkta
an gelir ordular kırılır ve bir odadan
ötekine sürüklenir felçli imgeler:
Nilgün’ün daktilosu Nerval’in kravatı
bir elden ötekine azalır defter; kimdir
çolak aklı mırıldanan? yazan kim?
güneş kırgını mağarada yalvarır yarasa:
Beşir Fuat’a acele kan –Zweig kovulmadan!
tanrıyı ilk bulan nerde; suçu ilk bulandıran?
karanlığın alışamadığı kör neyi yontuyor?
bir bahane umarak geziniyor sözcükler:
öğrendiğin her şey özlem, unuttuğun suç –
hayatın tesellisi ölüm.. elbet kendinden
ibaret; çünkü kovalandıkça güzelleşir yalnızlık:
Mayakovski’ye tek el LiLi Benjamin’e bir doz tanrı-
Celâl SOYCAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder