7 Temmuz 2007 Cumartesi

KAPINI KAPA

yıldızları görünce kapını kapa-

meydanın sevinci kuytuya sızarsa

Hölderlin’e cinnet Kleist’a intihar

karanlığı koyulaştıran köz: söz.. neden?

neden artık şiir konuşmuyor tanrılar?

Delphoi’den Mersin’e dolanır yanıt:

Sadık Hidayet’in kör baykuşu Van Gogh’un kulağı

neresinden dönülse zarar, neye uzanılsa

kol kısa – yarı yoldan ziyade cehenneme

yakın, yarı yoldan ziyade cinnet

bir sözcük yerinden sökülünce, aşkta

an gelir ordular kırılır ve bir odadan

ötekine sürüklenir felçli imgeler:

Nilgün’ün daktilosu Nerval’in kravatı

bir elden ötekine azalır defter; kimdir

çolak aklı mırıldanan? yazan kim?

güneş kırgını mağarada yalvarır yarasa:

Beşir Fuat’a acele kan –Zweig kovulmadan!

tanrıyı ilk bulan nerde; suçu ilk bulandıran?

karanlığın alışamadığı kör neyi yontuyor?

bir bahane umarak geziniyor sözcükler:

öğrendiğin her şey özlem, unuttuğun suç –

hayatın tesellisi ölüm.. elbet kendinden

ibaret; çünkü kovalandıkça güzelleşir yalnızlık:

Mayakovski’ye tek el LiLi Benjamin’e bir doz tanrı-


Celâl SOYCAN



Hiç yorum yok: